Bugun...


Nuran Zincircioğlu

facebook-paylas
NEYE İNANIRSAK OYUZ
Tarih: 17-01-2019 13:46:00 Güncelleme: 17-01-2019 13:46:00


Neye inanıyorsak oyuz...
Neye inanıyorsak onu yaşarız...
Neyden ve nelerden korkuyorsak, karşımıza korkularımızla ilgili olaylar çıkar.
Biz kaçtıkça, görmezden geldikçe, o sürekli burdayım mesajını verir. Taa ki yüzleşene kadar.
"ZOR" dedigimiz herşeyi yaşarız.
"HAYAT ÇOK ZOR " diyorsak, zorluklarla dolu bir hayatımız olur.
"GEÇİNMEK ÇOK ZOR " diyorsak, hep maddi sıkıntılarımız olur.
Yaşlı büyüklerimizi düşünün. Hele vesveseli olanlari. Hiçbirşeyleri olmasa da sürekli biryerleri ağrır ve durmadan yakınırlar. Öyle ki, kendileri de inanmaya başlarlar buna. Çünkü Düşündükleri şey olmuşlardır.
Düşüncelerimiz neyse oyuzdur.

Bulundugumuz kainatta,
"ÇEKİM YASASI "
"BENZER BENZERİ ÇEKER" kanunları geçerlidir. Bilim böyle diyor ve bununla ilgili milyonlarca deney var.
Yer çekimi, atomlar arası ve atom alti partiküller arasi çekim, cisimlerin birbiri arasindaki çekim... vs.

Kendini sürekli ispatlamaya çalışan biri, hayatı boyunca kendini ispatlayacagi olaylar yaşamaya başlar. Kendi doğrulugunu kanıtlamak istedikçe, hep benzer olaylarla karşılaşır.

Çünkü çekim yasası sadece atomlarda, maddi fizik kainatta geçerli değildir. Düşüncelerimiz enerji ise, enerji de maddenin özünü oluşturuyorsa, düşüncelerimiz de maddedir.
Ve her düşüncemiz, benzerini çekecektir. Çünkü kanun böyledir.

"Aklıma gelen başıma mı geliyor" yoksa, "olacak olan mı malum oluyor" kelimeleri aynı kapıya çıkar aslında.
Her ikisi de, temelinde, benzer benzeri çeker kanunuyla gerçekleşiyor.

İlişkilerinde hep terslikler ve ayriliklar yaşayan kişileri bir dinleyin.
"Beni sevmiyordu ayrıldım" (sevilmeme korkusu), "Beni istemiyordu bitti." (istenmeme korkusu),
"Hep işi vardı"
"Beni aralarına almıyorlar".
"Kimse beni dinlemiyor" (yalnızlık korkusu).

Bu tip korkular, aslında çok derinde bilinçaltında yatan korkulardır ve düşüncelerimizin temelini oluşturur. Bilinçaltındaki korkular, bizi yönetir ve onları asla farkedemeyiz. Çünkü farketmek istemeyiz, böyle rahatızdır ve kimse rahatının bozulmasını istemez.
"UYKU HALİ " "uyuma" budur.

Farketmedigimiz için, radyo yayını gibi sürekli yayın yaparlar, bizi olumsuz düşünceye ve davranışa iten her türlü hareketi ve olayı yaratırlar.
Ve artık biz "ZAN"larla hareket etmeye başlarız.
Zannederiz. Bu "ZAN "lar da hayatımızı, ilişkilerimizi mahvetmeye başlar. Zihnimizde hep kuşku, önyargı, peşin hükümleri tetikler.
Ve artık kendi beynimizin içinde oluşan dünyada yaşamaya başlarız. Gerçeklerden uzak korkuların ve zanların yönlendirdigi bir sistem oluştururuz.

Belki bu bizi uzuuun yıllar rahatsız etmez, taa ki, 30-40'lı yaşlarda, bıkkınlık ve bu tip düşünceleri fark etme ve artık terk etme zamanının geldiğini düşünene kadar.
Bundan sonra da iç hesaplaşmalar, kendini ayna gibi görmeler, kendini farketmeler başlar.
"UYANMA", dediğimiz olay budur işte.
Yani "Kendini Bilme". yolunda ilk adımları atmaya başlarız.

Arayışlar içerisine gireriz. Ve gerçek huzurun mutluluğun dışarıda değil kendi "İçimizde" oldugunu fark ederiz.
Aslinda tamamen herşey kendimizizdir. Ve merkeze dogru yolculuk başlar. Öze doğru, asl olana doğru. Kendi merkezimizi keşfetme yolunda olaylar başlar. Ve bu olayların üstesinden gelmek, uyanış ve kendini bilme hiç de kolay olmayacaktir.
Çok acı, acıtan, zor olan fakat bir o kadar da huzur veren yola girmişizdir.
"İNSANIN EN BÜYÜK SAVAŞI KENDİYLE OLANDIR"

Sevgiyle kalın....
Nuran ZİNCİRCİOĞLU
Aile İlişki ve Sosyal İletişim Danışmanı

www.nuranzincircioglu.com
Www.chakramerakademi.com.tr

0532 2381136
2019



Bu yazı 4480 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI