Celal Demir

facebook-paylas
MİZAH MEZİYETTİR
Tarih: 01-02-2018 18:20:00 Güncelleme: 01-02-2018 18:20:00


Evet mizah bir meziyettir. Çünkü bizler gülmesini beceremiyoruz. Şimdi; Türkiye’de ve dünyada gündem bu kadar yüklü iken nereden çıktı bu gülme ve mizah meselesi ya Celal diyeceksiniz?.. Türkiye ve dünya meselelerinin inanın ki yazmakla bitmeyeceğini biliyorum. Onun için havadan sudan yazmak bence en evla yazı çeşididir. Onun için bugünkü yazımda mizahı ele aldım. Bakın şimdi; Çarşıda, Cadde ve sokaklarda yürürken insanlarımıza bakıyorum, hepsinin suratı asık, hayatlarından bezgin, konuşmakla konuşmamak arasında bocalayıp duruyorlar. Suratlar 9’u çeyrek geçiyor… Espri yapmaya kalksan, trenmişim gibi bön bön bakıyorlar. Her ne kadar karşı çıksak da mizah hissinin, Türk insanının arasında yerleşmemesinin nedenini yine de kendimizde aramak gerekir. Bakın şu garipliğe, haklı mıyım değil miyim siz söyleyin!...

Ezkaza, birisi bize kendisinin aptalca bir hareketinden bahsedecek olsa, hemen ‘Estağfurullah’ı yapıştırıveriyoruz… Herhangi bir sohbet sırasında bir aptallığımdan bahsedecek olsam, derhal karşıma aynı kelime ile çıkılıyor: ‘Estağfurullah, Haşa, Ne münasebet efendim’… Anlamıyorum; Niye?… Şayet ben kendi yaptıklarımı ‘aptalca’ buluyorsam, niçin adeta karşı çıkılıyor… Sebebini, biraz da, benim aptalca hareketler yapacağıma inanmayanların, kendilerinin de aptalca hareket yapamayacaklarına inanmalarında aramak doğru olmaz mı?... Biz şimdi bu aptallıklara inanan birileri için nasıl mizah sahibi insan diyebiliriz?.. Mizahın Batı kültüründe hakikatten büyük bir yeri vardır. Eski Yunan ve Roma dünyasında mizahın rol aldığını görüyoruz. O çağların en büyük hatiplerinden olan Demostes, General Phocia’ya dedi ki; “Atinalılar bir gün gazaba gelecek ve seni öldürecek.” Tarih generalin şu cevabı verdiğini kaydediyor: “Ve akılları başlarına geldiği zaman da seni.” Şimdi mizah gerçekten bir marifettir, bir meziyettir… Cesaret kadar asil, iman kadar yüce olmayabilir, ama düşünebilme ve gülebilme sadece biz insanlara ihsan edildiğinden, mizah hissine sahip bir insan, fikirler ve kelimeler arasında diğerlerinin göremediği aptallık ve komiklikleri görebilecek özel bir sezgi kabiliyetiyle donatıldığından, yaşam içerisindeki mizah, doğruya giden yolu her zaman açık tutmasa dahi, zeka ve cesaret yolunda ışık tutabilir. Türkiye’de mizah hissinin yerleşmemesinin birçok sebebi var. Kafalarının içindekilerden ziyade isimlerinin önlerindeki unvanları konuşturanların, hastalarından para yerine gazetelerde ‘Teşekkür mektubu’ isteyenlerin var olduğu bir ülkede, hele hele birbirimize ‘Sayın’sız hitap edemediğimiz sürece, siz ne derseniz deyin, mizah denilen şeyin sınırlarımızdan içeri gireceğine benim aklım kesmiyor.

Diyoruz ya, mizahtan ve espriden yoksun bir milletiz diye… Birisine bir espri yapmaya kalksan, eğer esprinin dozu biraz da yüksekse rahat dayağı yersin. Sebebi ise karşı tarafın espriden yoksun oluşu, espriye espriyle cevap verememesinden kaynaklanmaktadır. Dış ülkelerde televizyon spikerleri en sempatik, gülümsemesini bilen insanlar arasından seçilir. Bizimkiler ise, ila-maşallah, tıpkı bizler gibi. Tevekkeli, biz bize benzeriz dememişler! Haberlerini okurken veya bir şarkıcıyı tanıtırken, suratından düşen bin parça olacak dedirtmeyen birini tanıyor musunuz? Mübareklerin çoğu soğukluk müsabakasına hazırlanan cansız ve ruhsuz şeyler sanki. Mağazaların vitrinlerindeki mankenler, vallahi onlardan daha cana yakın. Yüzünüzden gülücüklerin eksik olmaması temennisiyle iyi günler…



Bu yazı 1880 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI