Bugun...



UNUTULMAYAN SANAT ANILARIMIZ


facebook-paylas
Tarih: 25-01-2019 13:29

UNUTULMAYAN SANAT ANILARIMIZ

Sanat hayatımız unutamadığımız anılarla doludur,2000 li yılların başıydı Tiyatro sahnesindeyiz oynuyoruz,15-16 yaşlarında bir genç sahnenin önünde ellerini sahneye koymuş,oyuncuların oynadığı rolleri dikkatle takip ediyormuş ki yönetmen misali ikide bir oyunculara müdahele ediyordu.O rol öylemi oynanır,o söz öylemi söylenir ben olsaydım şimdi sizin yerinizde bakın nasıl oynardım şimdi,oyuncu görürdünüz diyordu. Allah'tan oyunumuz doğaçlama kaldıran bir oyundu komediydi oyunu kesmeden onunla doğaçlama diyaloğa girdim.Ben ona o bana karşılıklı diyalog halinde oyuna devam ettim.Konuştuğumuz herşeye seyirci kahkahalara gülüyordu cevapları mantıklı yerinde ve  bir o kadar da komikti.Lafını da esirgemiyordu hani, tabiri caizse oturtuyordu.Baktım çocukta sanat adına istikbal var,tuttum elinden çektim sahneye,biliyordum
ki oyunun gidişatını bozmayacak ayrıca renk katacaktı.Tam da tahmin ettiğim gibi oldu,oyun daha hareketlendi daha renklendi,o gün tiyatromun degişmez oyuncusu ve birkaç yıl sonrada başrol oyuncusu oldu.Tacımı ona devretmenin zamanı gelmişti ve devretmiştim.Yıllar yılları oynadığımız oyunları birlikte yazmaya,birlikte yönetmeye başlamıştık.O bensiz ben onsuz yarım kalır hale gelmiştik,birbirimizi tamamlıyorduk.Onu aldım birgün karşıma İstanbul'a git dedim. Anadolu senin beklentilerini karşılamıyor dedim.1.93 boyunda kime benzetelim diye düşünmeye gerek yok Tarık Akan'ın bıyıklı genç hali,zaten onunla ben yan yana yürürken kızlar ona bakıyordu.Ben eziklik hissediyordum.İstanbul'a gitti düzgün fiziği ve yakışıklılığı sayesinde ünlü manken ajanslarında mankenlik yapmaya dizilerde oynamaya başladı.2 yıl aradan sonra tekrara döndü ve yine birlikte çalışmaya başladık,birlikte 18.yılımızı doldurduk ve hiç muhalefet yaşamadık düşüncelerimiz, hissettiklerimiz bile aynıydı ben tam birşey söylüyorum o da hocam aynı şeyi şimdi ben sana söyleyecektim diyordu...Kimdi bu tecrübeli, başarılı, yakışıklı tabi ki Nevzat HATİPOĞLU'nun ta kendisiydi.18 yıldır beraber oyun yazdık, beraber yönettik, beraber oynadık,ekmegimizi paramızı paylaştık,18 yıl boyunca sanat adına çok unutulmaz anılarımız oldu,hangi birini sayayım.Ama bunlardan birini anlatmak istiyorum.

Adana'da gençler bir araya gelmişler bir film çekme kararı almışlar,bizi görüşmeye davet ettiler,Nevzat Hatipoğlu ile birlikte gittik.Sponsorları yoktu,paraları yoktu,ortada senaryo yoktu,çok zor bir süreçti.Sadece biz bir araya geldik,bir film çekmek istiyoruz demişlerdi.Bu şartlarda film çekmek çok zordu,Görüşmeden ayrıldıktan sonra Nevzat'la birlikte konuştuk ve dedikki,gençler heves etmişler sanata meraklı bu gençlerin heveslerini kırmayalım onlara yardımcı olalım.tekrar bir araya geldik bir konu belirledik,o kadar yoğun işlerimiz vardı ki,O işlerin yanında birde bu film işini alırsak gece gündüz uykusuz ve yorgun kalacagız ama herşeye ragmen sanat sevgisi üstün gelince,yapmaya karar verdik,Görüntü yönetmeni ve kameran Mustafa AKSOY ile görüştük,durumu izah ettik,Gençlerin oyunculuk deneyimleri yok,bütçe yok,Set bilgileri yok,bu şartlar altında filmi çekmeye varmısın diye sorduk.Mustafa AKSOY  Nevzat hoca ve sen varsan işin içinde  hemen geliyorum dedi.Diyarbakır'daydı,atladı ve geldi,neler yapacagımıza karar verdik.''CENNET ÇİÇEKLERİ'' adlı bir senaryoya başladık,yaklaşık 30 kişilik bir kadro oluştu asker ve terörist sahnesinde oynayacak kişilerin toplamı,Nevzat'la birlikte kim asker olacak kim terörist olacak ayrımı ilk anlaşmazlık orada başladı,Çünkü oyunculuk deneyimi olmayan bu arkadaşlar kendi rollerini kendileri belirlemiş,yönetmen olarak bizleri takmamayı daha ilk günden alışkanık haline getirmişlerdi.Eyvallah dedik,role uygun olmayan adamlara rolleri teslim ettik.set adabı hiç olmadı çekimler boyunca,Bu durum Nevzatı'da benide çok germeye başlamıştı,sanat adına katlanıyorduk.başladık bitirelim,kaçtı denmesin arkamızdan dedik.herşeye ragmen çekimlere devam ediyorduk.Nevzat HATİPOĞLU ve ben sırf bıraktı kaçtı demesinler diye şahsi paralarımızı harcamaya bu filmi bitirmeye karar verdik.olan biten herşeye gözlerimizi ve kulaklarımızı kapatmaya karar verdik.Tüm olumsuzluklara ragmen filmi bitirdik.Bu bizim ilk ve son hatamız oldu.Sosyal medyada cahilce sanata saygısızca yayınlar yapılmaya başlandı.oysa biz gönlümüzü vermiş,paramızı harcamış zamanımızı harcamış emek vermiştik.Baktık ki sanata sanatçıya saygısızlık büyüyor, sosyal medya paylaşımlarının kayıtlarını alarak 4 oyuncuyu mahkemeye verdim bir çoğu asgari ücretle çalışan bir çogu ise işsizdi.ayrıca yeni bebegi olanlar vardı,vicdanım rahat etmedi, davayı geri çektim.işlerinden bile atılma durumları vardı.olmadı yapamadım...

Konu şudur ki,sete figürasyon olarak gelmiş,ama hiç birşeye karışmayan.sesini çıkarmayan.oldukça saygılı ,efendi verilen işi yapan sanata ve sanatçıya duyarlı bir genç dikkatimizi çekti.Eray HAKKOYMAZ adında bu genç.bu sete geldiğine pişman oldugunu söylüyordu. bizde pişmandık ama yarım bırakıp gitmek bize yakışmazdı.Sabır dedim Eray'a herşeye katlanarak bu filmi bitereceğiz senarist bendim nasıl olsa,hemen senaryoda degişikliğe giderek,Eray HAKKOYMAZ'ı başrole taşıdım.biliyordum ki altından kalkacacak kapasiteye sahipti.Eray HAKKOYMAZ filmin başrol oyuncusu olmuştu.bu defa beni bırakıp Eray HAKKOYMAZ' a yüklendiler yalaka  arkadaşlarını satan hain falan filan gibi yakıştırma başladı.Sustuk sabrettik bitirdik filmi,oyunculara para ödemedik ama,film harcamaları epeyce fazla olmuştu.Filmi teslim edecek kimse olmamasına rağmen bir toplantı düzenledim,kendilerine başarı belgesi ve onur ödülü dagıttım.Filmin ana kopyasını teslim ettim.onun haricinde filmi ücretsiz dağıttık ki hiç olmazsa seyirciye ulaşsın diye.İzlenme oranı hiçte küçümsenmeyecek derecede oldu.Tek memnun olduğumuz yer emeklerimizin boşa gitmemesi oldu.Oyuncu Eray Hakkoymaz'da daha önce deneyimli değildi.O da sete ilk defa gelmişti.ama duruşu farklıydı,bu fark zaten ilk günden dikkat çekmişti.bizi kırmayan üzmeyen bir kaç kişiden biriydi.Ha birde hakkını yemeyelim Hilmi adında bir pırıl pırıl bir genç daha vardı.Eray filmde şehit düşecekti.Herkes sanıyordu kiEray şehit düşecek kadrodan çıkacak,hayaller ve ümitler öyleydi.oysa ben 2 gecemi ayırmış senaryoyu degiştirmiştim.Şehit olan onbaşı Eray'ın askere gelmeden önce neler yaptığını,nasıl aşık olduğunu.Sevdiği kızı.onunal mutlu günlerini,ailesini ile mutluluğunu filme taşıyıverdim ve film Şehit Onbaşı Eray HAKKOYMAZ ın ekseninde dönmeye başladı.Eray filmde başrolde oynmasına ragmen hiç bir zaman mütevaziliğini kaybetmedi.duracagı yeri hep bildi.figürasyon olarak geldiği film setinde başrole yükselen belki de ilk ve tek oyuncu Eray oldu.Belki oyun yeteneği pek yoktu,bazen sahneleri bir kaç defa  tekrarlatıyordu.ama efendi ve mütevazi kişiliği olduğu için,herşeye katlanırdım ben.Ben adamın hasına değer verdiğim zaman sabrım son derece üst düyede olur,Büyük özveriler göstererek filmi bitirmeyi başardık.Filmi oturup izlediğimizde  o kadar çok zorluklara rağmen bu filmi bitirmeyi başardığımıza inamıyordum.Belki bu film projesinde olduğum için son derece üzgünüm ama Eray,Hilmi ve filme gönlünü katmış bir kaç kişiyi tanıdığım için son derece mutluyum.Herşeye rağmen sanat adamı gönül adamıdır.İşte o yüzden ben herkesi herşeyi Allah'a havale ederek tepeden tırnağa filme her türlü emeği geçenlere teşekkür ediyorum.Sağolsunlar varolsunlar.

 

SANATI ŞAHSİ MENFAAT İÇİN DEĞİLDE GÖLGE DÜŞÜRMEDEN SANAT İÇİN GÖNÜL VEREREK YAPAN SANAT EMEKÇİLERİNE SELAM OLSUN.

NEWSTANBULMEDİA:Kadir ÇOLAK




Bu haber 451 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ANADOLU'DA SANAT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI